Karanlık Fabrikalar (Yazı Dizisi-1)
Akın Öztürk 14 Ocak 2026
Silikon Vadisi’nin steril laboratuvarlarından Çin’in sisli üretim bantlarına, lojistik depolarından otomotiv hatlarına kadar uzanan bir sessizlik dolaşıyor dünyayı: Karanlık fabrikalar.
İnsan emeğinden arındırılmış, yapay zekâ ve robotlarla işleyen üretim merkezleri…
Sermaye için “ilerleme”, işçi sınıfı içinse yokluğun kurumsallaşması.
Dışarıdan bakıldığında: verimlilik, hız, kusursuzluk.
İçeriden bakıldığında: işten atılan binlerce emekçi, parçalanan yaşamlar, derinleşen eşitsizlik.
Bu düzen bir “teknolojik devrim” değildir.
Bu, kapitalizmin insanı üretim sürecinden tasfiye etme hamlesidir.
Yapay zekâ destekli üretim yalnızca kol emeğini değil, zihin emeğini de hedef alıyor.
Artık yalnızca eller değil; düşünme, karar verme, planlama da makinenin gölgesinde değersizleşiyor.
Bir zamanlar işçiyi yedek sanayi ordusuna iten sistem, bugün emeğin bütün biçimlerini görünmezleştirme aşamasına gelmiş durumda.
Üretim artıyor, ücretler yerinde sayıyor.
Teknoloji ilerliyor, adalet geriliyor.
Makine çalışıyor; insan sessizleştiriliyor.
Bu sessizlik gönüllü değil.
İşsizlik tehdidiyle, algoritmik performans ölçümleriyle, güvencesizlikle ve örgütsüzlükle dayatılan bir sessizlik bu.
Marx’ın uyarısı hâlâ güncel:
“Makine, işçiyi işinden etmek için değil; artı-değeri artırmak için vardır.”
Bugün artı-değer yalnızca çalışılan saatten değil;
hızdan, veriden, denetimden ve işsizliğin kendisinden üretiliyor.
Karanlık fabrikalar, sermayenin rüyasıdır:
İşçisiz üretim, tam denetim, mutlak kontrol.
Ama işçi sınıfı için bu rüya, emeğin görünmezliğe sürülmesidir.
Soru şudur:
Bu görünmez sınıf, yeniden tarih sahnesine çıkabilecek mi?
Karanlık fabrikaların, görünmeyen emeğin ve susturulan sınıfların izini sürmeye devam edeceğiz.
📎 Yazı dizisinin tamamı ve diğer çalışmalar:
👉 https://ozturkakn.com
Okumakla kalmayalım, tartışalım.
Yorum bırakın