Yazar: ozturkakn
-
⛓️ Teorik Zayıflık ve Politik Savrulma: Aynı Anda Birden Fazla Yöne Dağılmak(7)
Akın Öztürk – 06 Haziran 2026 (⛓️Yenilginin Gölgesinde: Sol Neden Savruldu? – 7) Teorideki zayıflık çoğu zaman sadece “yanlış bilgi” meselesi değildir. Daha derinde, bir hareketin dünyayla kurduğu bağın zayıflaması anlamına gelir. Eğer bir siyasal yapı içinde yaşadığı toplumu, üretim ilişkilerini ve sınıf hareketini doğru kavrayamıyorsa, bu yalnızca analiz hatası üretmez; doğrudan doğruya politik yön…
-
⛓️Solun Marksizmden Kopuşu: Teorinin Körleşmesi ve Çözümleme Yeteneğinin Gerileyişi (6)
Akın Öztürk – 02 Haziran 2026 (Yenilginin Gölgesinde: Sol Neden Savruldu? – 6) Eğer neoliberalizm sınıfı ortadan kaldırmadıysa, onu yeniden üretti ve daha da parçaladıysa, o zaman temel soru şudur: Sol bu dönüşümü neden göremedi? Bu soru yalnızca politik bir soru değildir. Aynı zamanda teorik bir sorudur. Çünkü bir hareket, içinde yaşadığı gerçekliği doğru okuyamıyorsa,…
-
⛓️ Neoliberalizm Sınıfı Yok Etmedi, Yeniden Üretti(5)
(⛓️Yenilginin Gölgesinde: Sol Neden Savruldu? – 5) Neoliberalizm uzun yıllar boyunca bize şunu anlattı:Artık sınıflar yoktu.Toplum, birbirinden kopuk bireylerden oluşuyordu.Herkes kendi hayatının girişimcisiydi. Solun önemli bir bölümü de bir dönem bu anlatının etkisi altına girdi. Fabrikaların dağılması, sendikaların zayıflaması, güvenceli işlerin azalması, üretimin parçalanması… Bütün bunlar sanki sınıfın ortadan kalktığı izlenimini yarattı. Ama gerçek bu…
-
🗞️CHP’de “Mutlak Butlan” Kararı: Düzen Krizi mi, Rejim Restorasyonu mu?
Akın Öztürk – 22 Mayıs 2026 CHP’ye yönelik mahkeme müdahalesi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden göreve getirilmesi, yalnızca bir parti içi kriz değildir. Bu gelişme, Türkiye’de rejimin kendisini yeniden üretme ve kontrollü bir restorasyona gitme arayışının önemli işaretlerinden biridir. Meseleye yalnızca “Kılıçdaroğlu mu, Özgür Özel mi?” düzeyinde bakarsak tablo eksik kalır. Çünkü burada asıl tartışılması gereken,…
-
🗞️İbrahim Kaypakkaya: Bir Kopuşun, Bir İnadın ve Bir Hakikatin Adı
Akın Öztürk 19 Mayıs 2026 İbrahim Kaypakkaya’yı anmak çoğu zaman bir fotoğrafın altına birkaç cümle yazmakla geçiştiriliyor. Oysa Kaypakkaya’yı anmak kolaydır; asıl mesele onu anlamaktır. Çünkü Kaypakkaya’yı anlamak, Türkiye’de sosyalist hareketin yıllarca cesaret edemediği sorularla yüzleşmeyi gerektirir. Onu farklı kılan şey yalnızca genç yaşta işkencede katledilmiş olması değildir. Kaypakkaya’yı asıl farklı kılan, herkesin susmayı tercih…
-
⛓️ Neoliberal Kuşatma: Sınıfın Parçalanışı, Sosyalist Hareketin Dağılması (3)
(Yenilginin Gölgesinde: Sol Neden Savruldu? – 3) 12 Eylül’ü yalnızca bir baskı dönemi olarak anlatmak, gerçeğin en kolay kısmını anlatmaktır. Zor olan, asıl yıkımın nerede yaşandığını görmek ve gösterebilmektir. Çünkü 12 Eylül’ün kurduğu düzen yalnızca cezaevleriyle, işkencelerle, yasaklarla işlemedi. Asıl olarak hayatın içine yerleşti. Fabrikanın içine, işçinin ekmeğine, sendikanın kapısına, mahallenin gündelik ilişkilerine, insanların zihnine…
-
⛓️ Yenilginin Gölgesinde: Sol Neden Savruldu?
Türkiye’de sol hareketin yaşadığı savrulma, yalnızca örgütsel dağınıklıkla ya da kişisel ayrışmalarla açıklanamaz. Bugün yaşanan kriz; sınıf mücadelesinin tarihsel yenilgileri, 12 Eylül’ün yarattığı ideolojik kırılma, neoliberal dönüşüm, sendikal çözülme ve kimlik siyaseti ekseninde yaşanan parçalanmaların toplam sonucudur. Bu yazı dizisi, solun bugünkü durumunu yalnızca eleştirmek için değil; yaşanan çözülmenin tarihsel, siyasal ve sınıfsal nedenlerini anlamaya…
-
🗞️1 Mayıs: Bayram mı, Direniş mi?
Akın Öztürk 1 Mayıs 2026 Bugün 1 Mayıs. Dünyanın bir yanında işçi sınıfı bu günü bayram olarak kutluyor; sosyalist ülkelerde meydanlar yalnızca sloganla değil, güvenle ve gururla doluyor. İşçi sınıfı yalnızca “hatırlanmıyor”, devletin resmi takviminde tanınıyor. Ama dünyanın büyük bölümünde ve Türkiye’de 1 Mayıs hâlâ bir “bayram” değil; mücadele ve direniş günü olarak yaşanıyor. Çünkü…
-
⛓️ Kimlik Siyaseti ve Sınıfın Yerinden Edilişi(4)
Akın Öztürk – 24 Mayıs 2026 (Yenilginin Gölgesinde: Sol Neden Savruldu? – 4) Neoliberal çağın en derin başarılarından biri, emekçi sınıfların yalnızca ekonomik olarak parçalanması değil, aynı zamanda siyasal olarak yeniden tanımlanmasıdır. Sınıf giderek “eski bir kavram” gibi gösterilmiş; yerine daha parçalı, daha esnek ve daha yönetilebilir kimlikler yerleştirilmiştir. Bu dönüşüm yalnızca teorik bir tartışma…