Yapay Zekâ, Emek ve Sınıf (Yazı Dizisi 6-son)
Akın Öztürk- 31Temmuz 2025
Dijital Tahakküm ve Yeni Direniş Biçimleri
Yapay zekâ çağında işçi sınıfı, sadece ücretlerin baskılandığı bir dönemi değil; aynı zamanda zihinsel ve fiziksel emeğin kapsamlı bir biçimde denetlendiği, performansın her an ölçüldüğü yeni bir tahakküm rejimini yaşıyor. Bu koşullarda, sınıf bilincini ve dayanışmayı yeniden inşa etmek, tarihsel görevlerin en başında geliyor.
Geleneksel sınıf tanımları fabrika işçisi ya da mavi yakalı emekçi üzerine kuruludur. Oysa bugün, çağrı merkezi çalışanından yazılımcıya, grafik tasarımcıdan içerik moderatörüne kadar geniş bir bilişsel emek yelpazesi var. Sınıf bilinci, sadece beden emeğini değil, zihinsel emeği de kapsamalı. Kodlayanlar ve kodlananlar, farklı sektörlerde çalışanlar, aslında aynı sömürü zincirinin halkalarıdır.
Sendikalar artık sadece bordro işleten kurumlar değil; veri analizi yapabilen, algoritmik denetimi çözümleyebilen, dijital gözetimi ifşa eden örgütler olmak zorundadır. İşçiler, sadece patrona değil; yapay zekâ sistemlerine ve algoritmalara karşı da mücadele etmek durumundadır. Bu yüzden dijital okuryazarlık, bilgi paylaşımı ve çevrimiçi dayanışma araçları, sınıf mücadelesinin vazgeçilmez unsurları haline gelmelidir.
Her teknolojik dönüşüm, yeni mücadele biçimleri yaratmıştır. Luddite hareketi, Fordist grevler ve Türkiye işçi hareketinin deneyimleri, bugün için yol göstericidir. Ancak bu mücadeleler artık yalnızca fabrikalarda değil; veri merkezlerinde, dijital platformlarda ve algoritmalarda da sürdürülmelidir.
Teknoloji, kâr için değil, toplum için kullanılmalıdır. Üretim araçları kamusal denetime açılmalı, yapay zekânın işçi çıkarma aracı değil; iş paylaşımı ve çalışma saatlerinin kısalması için bir olanak olduğu bir düzen kurulmalıdır. Ancak böylece işsizlik tehdidi aşılabilir, emekçilerin yaşam kalitesi arttırılabilir.
Yapay zekâ çağında emek mücadelesi zor ama imkânsız değildir. En güçlü direnç, örgütlü dayanışmadır. İşçiler, deneyimlerini paylaşarak, ortak talepler etrafında birleşerek ve yeni mücadele biçimlerini geliştirerek bu dijital tahakkümü kırabilirler. Umut, örgütlü mücadeleden doğar.
Yapay zekâ çağında işçi sınıfı, eski haklarını savunmakla kalmamalı; yeni sömürü biçimlerine karşı da bilinçli, yaratıcı ve örgütlü bir direniş hattı örmelidir. Bu mücadele, ancak birlikte, kolektif olarak ve yeni teknolojilere hâkim olarak başarılabilir.
Bu altı bölümlük yazı dizisi, yapay zekâ çağında emeğin dönüşümünü, yeni sömürü biçimlerini ve direniş yollarını anlamak için bir çerçeve sunmayı hedefledi. Bundan sonrası, bu fikirlerin gerçek mücadele alanlarında karşılık bulmasına bağlıdır.
Bu yazı dizisi, yalnızca teorik bir çabanın değil; bizzat deneyimlerden, gözlemlerden ve kolektif tartışmalardan süzülmüş bir emeğin ürünüdür. Dijital çağda emeğin dönüşümünü anlamaya çalışan herkese, katkılarıyla bu fikri güçlendiren dostlara, işçi sınıfının sesini duyurmak için mücadele edenlere teşekkür ederim.
Bu satırların gerçek anlamı, ancak birlikte tartışıldığında ve mücadele alanlarında hayata geçirildiğinde ortaya çıkacaktır.
Yorum bırakın