🗞️Devletlerin Gölgesinde, Halkların Çığlığı

Akın Öztürk 22/06/2025

“Bir ülkenin düşmanını seçerken dikkatli olunmalı. Çünkü bazen, düşmanın düşmanı da halkın celladı olabilir.”

Bilinmeyen bir devrimcinin duvar yazısı, Tahran 2022

Ortadoğu yanıyor. Bu topraklar alışkın yangına, gözyaşına, unutuşa. İsrail ile İran arasında gerilim büyüyor, füzeler havada süzülüyor. Her biri bir ideolojinin, bir devlet aklının, bir intikamın taşıyıcısı. Ama yere düştüklerinde öldürdükleri hep aynı: yoksullar, çocuklar, kadınlar, halklar.

Ve biz, Türkiye’deki sosyalistler… Bir kısmımız yine “devletler” üzerinden saf tutma telaşında. İran bir füze mi fırlattı? Alkış kıyamet: “Emperyalizme karşı zafer!” Oysa o füzenin düştüğü yerlerde yoksullar var, emekçiler var, savaşın ne olduğunu sadece bedeniyle bilen insanlar var. Peki onlar kim için ölüyor?

Marksist olmanın bir asgari onuru vardır. Ezilenin yanında durmak. Her şartta. Her coğrafyada. Ama bizdeki bazı “sol” çevreler, uzun zamandır halkı değil devleti seviyor. Devletin anti-emperyalist olanını, devletin İsrail’e karşı duranını, devletin “bizden yana” görünenini. Böyle bir sol, halkların değil, iktidarların ardında yürür. Ve bu yürüyüş, devrimciliğin değil, sağcı bir devlet aklının izidir.

İran rejimi, sadece Batı’ya karşı değil; kendi halkına karşı da acımasız. Kadınlar başörtüsünü biraz gevşetti diye dövülüyor. İşçiler sendikalaştı diye hapse atılıyor. Gençler, yoksullar, Kürtler, Araplar… Hepsi aynı rejimin zulmü altında. Ama Türkiye solunun kimi kesimleri bu gerçeğe kör. “Anti-emperyalist” ya, o zaman her şey mübah!

Bu bir ilkesizliktir. Bu bir halk düşmanlığıdır. Ve bu tavır, İsrail’in ırkçılığı kadar tehlikelidir. Çünkü zulmü meşrulaştırdığı anda, zulümle aynı safa geçer.

Oysa enternasyonalizm budur: İsrail’in zulmüne karşı Filistinli’nin yanında, İran’ın baskısına karşı Tahranlı kadının yanında, Suriye’de hem Esad’ın hem cihatçıların ortasında ezilen halkların yanında durmak. Bayraklara değil, insanlara bakmak. Sloganlara değil, çığlıklara kulak vermek.

Kimi zaman Tahran’da başı açık bir kadının attığı slogan, bir İsrail füzesinden daha devrimcidir. Kimi zaman bir Kürt çocuğunun cesareti, bir devletin tüm “direniş” nutuklarından daha umut vericidir.

Devletlerin savaşında devrimciliğin yeri yoktur. Devrimciler, halkların barışında, özgürlük mücadelesinde saf tutar. Bugün gerçek bir sol, İran’ın da İsrail’in de, ABD’nin de Rusya’nın da karşısında; halkların yanında olur.

Ve biz, bu yangının ortasında hâlâ devletten medet umuyorsak, halkların çığlığını duymuyoruz demektir.


Yorumlar

Yorum bırakın