🗞️Vatan Savunması ve Üçüncü Yol: Marksist Bir Değerlendirme

Akın Öztürk 27 Haziran 2025

Son dönemde Veysi Sarısözen’in “Vatan Savunması” ve “Üçüncü Yol” başlıklı yazıları, bölgesel savaş koşullarında “demokratik ulus” ve “ortak vatan” kavramları etrafında önemli tartışmalar yarattı. Sarısözen, farklı milletlerden, dinlerden, sınıflardan ve kültürlerden oluşan bir “demokratik ulus”un ancak gerçek vatan savunmasını mümkün kılacağını savunuyor. Ancak bu vizyon, sınıf mücadelesini ve devletin sınıfsal doğasını göz ardı ettiğinde, çözümün eksik kalacağı açıktır.

Sarısözen’in demokratik ulus tanımı, kimliklerin ve kültürel farklılıkların eşit temsiline dayanıyor. Bu kapsayıcı yaklaşım, çağdaş çok kimlikli toplumların gerekliliğini yansıtsa da, sınıf çelişkilerini yok sayar. Emekçi sınıflarla sermaye sınıfı arasındaki uzlaşmaz antagonizmalar, kimlik farklılıklarının ötesinde bir mücadele alanıdır. Demokratik ulus tahayyülü, sınıfsal eşitsizlikleri sadece kültürel farklılıklar olarak görmekle, gerçek kurtuluşun önündeki temel engeli perdelemektedir.

Vatan Savunması: Emekçi Sınıfların Görevidir

“Vatan savunması” ancak emekçi sınıfların egemen olduğu, sömürünün ortadan kalktığı bir toplumda anlam kazanır. Sermaye sınıfının çıkarlarına hizmet eden bir devlet aygıtı altında, vatan savunması sadece egemenlerin çıkarlarını koruyan bir milliyetçilik biçimine dönüşür. Bu nedenle gerçek vatan savunması, işçi sınıfı ve ezilenlerin iktidarıyla mümkündür.

Üçüncü Yol: Reform mu, Devrim mi?

Sarısözen’in önerdiği “Üçüncü Yol”, neoliberal ve otoriter bloklara alternatif olarak demokratik cumhuriyet ve ortak vatan fikrini öne çıkarıyor. Ancak devletin sınıfsal yapısını ve kapitalist sömürü ilişkilerini aşmadan, bu yol reformist kalır. Marksistler, kapitalist devletin devrimci yöntemlerle tasfiyesini ve yerine toplumun ezilen sömürülen çoğunluğunun, emekçilerin iktidarının kurulmasını savunur. Bu perspektiften bakıldığında, Üçüncü Yol devrimci sınıf hareketi ile tamamlanmadıkça, bölgesel barış ve eşitlik hayali eksik kalır.

Devrimci Sınıf Mücadelesi Olmadan Gerçek Kurtuluş Mümkün Değildir

Bölgesel halkların birliği ve demokratik çoğulculuk önemli bir vizyondur. Ancak bu birlik ve demokrasi, sınıf mücadelesinin ve devrimci sosyalist dönüşümün temelinde şekillenmelidir. Aksi takdirde, emperyalist savaşların ve yerel oligarşik baskıların ötesinde gerçek bir kurtuluş mümkün olmayacaktır.

Bölge halklarının gerçek kurtuluşu, emperyalizme ve kapitalist sömürüye karşı devrimci sınıf mücadelesinin yükseltilmesiyle mümkündür. “Ortak vatan” ancak sınıfsal eşitlik temelinde kurulabilir. Bu nedenle, demokrasi ve barış talebi, sınıfsal dönüşümle birlikte ele alınmalıdır.

Son söz; Veysi Sarısözen sınıf uzlaşmacı çizgisi ile Marksizmin en temel çelişkisini, Emek Sermaye çelişkisini yok sayıyor.


Yorumlar

Yorum bırakın