🟥 Giriş
Talip Öztürk’ün katledilmesi, 1979 Türkiye’sinin karanlık atmosferinde yalnız bir öğretmeni değil,
emeğin, bilginin ve aydınlanmanın ortak sesini hedef aldı.
Bu saldırı, işçi sınıfının yükselen mücadelesiyle birleşen demokratik öğretmen hareketine yönelmişti.
Ama aynı günlerde, ülkenin dört bir yanından –fabrikalardan, sendikalardan, öğretmen derneklerinden, halkevlerinden–
yayımlanan anma ilanları, bu cinayeti sessizlikle değil dayanışmayla karşıladı.
Bu ilanlar, bir yas tutma biçimi değil, bir direniş manifestosudur.
Her biri, öğretmenlerin, işçilerin, gençlerin ve aydınların ortak diliyle kaleme alınmıştır.
TÖB-DER’in, DİSK’e bağlı sendikaların, fabrika işçilerinin ve ilerici kurumların sayfalarında
aynı cümle yankılanır:
“O, emeğin ve bilginin buluştuğu yolda yürüdü: öğretmenlerin yolu, işçi sınıfının yoludur.”
Bu söz, yalnızca Talip Öztürk’ün değil, bir kuşağın mücadelesinin özüdür.
İlanlar, o günlerin acısını olduğu kadar, sınıfsal bilinçle örülmüş bir umut zincirini de bugüne taşır.
Bu sayfa, o zincirin halkalarından biridir.
🟥 Parti ve Demokratik Kitle Örgütlerinin Tepkileri
Bu bölümde yer alan anma mesajları, hem ülke çapındaki merkez örgütlerin (TÜTED, Barış Derneği, İKD, TÜS-DER, Örgüt Arkadaşları)
hem de İstanbul, Niğde, Konya, Kayseri gibi illerdeki bölgesel DKÖ platformlarının yayımladığı ortak dayanışma metinleridir.






“O, emeğin ve bilginin buluştuğu yolda yürüdü: öğretmenlerin yolu, işçi sınıfının yoludur.”





“Demokratik öğretmen hareketinin yiğit öncüsü Talip Öztürk’ü unutmayacağız.”


Bu anma mesjları, öğretmen hareketinin ülke genelinde nasıl bir dayanışma halkası yarattığını gösterir.
Kimi illerde ayrı ayrı, kimi yerlerde tek ortak imzayla yayımlandılar.
Bir kentin gazetesi, diğerinin sesi oldu; aynı başlık farklı ellerle yeniden yazıldı.
Bu sayfalarda Talip Öztürk’ün adı, sınıf mücadelesinin birleştirici sembolü haline geldi.
🟦 II. TÖB-DER ve Birlik-Dayanışmacı Öğretmenler’in Tepkileri
(Gazete ve dergilerden)
Ön Yazı (Genel Giriş)
Türkiye’nin dört bir yanından öğretmenler, demokratik kitle örgütleri ve Birlik-Dayanışmacı çevreler, Talip Öztürk’ün katledilmesine karşı ortak bir ses yükselttiler.
TÖB-DER şubeleri, Birlik-Dayanışmacı Öğretmenler ve onların yol arkadaşları, yayımladıkları ilanlarla hem yaslarını hem öfkelerini dile getirdiler.
Bu ilanlar, bir öğretmenin ölümünden öte, demokratik öğretmen hareketine yönelmiş faşist saldırılara karşı ülke çapında bir direniş çağrısıydı.
Her ilandan yükselen ortak ses şuydu:
“Anısı mücadelemize ışık tutacak.”



“Bu baskı ve katliamlar örgütlü öğretmen hareketini yıldıramayacak; anısı mücadelemize ışık tutacaktır.”






“Talip Öztürk, işçi sınıfının yolunda yürüyen bir öğretmendir; onun yaşamı ellerimizde bayraklaşacaktır.”


“Talip Öztürk, işçi sınıfının yolunda yürüyen bir öğretmendir; onun yaşamı ellerimizde bayraklaşacaktır.”
Bu anma ilanlarında açık bir sınıf dili vardır:
Öğretmen, yalnızca bir meslek insanı değil, işçi sınıfının bilinçli bir parçası olarak tanımlanır.
Talip Öztürk’ün adı, bu hareketin en yüksek bilincinde, en sade cümleyle yankılanır:
🟥 III. Sendikalar ve Fabrikalardan Gelen Tepkiler
(Gazete ve dergilerden)
Ön Yazı
Talip Öztürk’ün katledilmesi, yalnız öğretmenlerin değil, tüm emekçi sınıfların yüreğinde yankı buldu.
Fabrikalar, sendikalar, kooperatifler ve işyerleri, onun adını kendi mücadelelerinin bir parçası olarak andı.
DİSK’e bağlı sendikalar, kamu işçileri, metal ve tekstil emekçileri, yayımladıkları ilanlarda Talip Öztürk’ü “emek davasının öncüsü” olarak selamladılar.
Bu ilanlar, öğretmen mücadelesinin işçi sınıfı hareketiyle nasıl birleştiğini ve sloganın —
“Yolumuz işçi sınıfının yoludur.”
sözünün artık yalnız bir inanç değil, somut bir sınıf dayanışmasına dönüşmüş olduğunu gösterir.


Türkiye Maden-İş Sendikası Genel Yürütme Kurulu’nun yayımladığı ilan başta olmak üzere,
SEKA, Uzel, Netaş, Arçelik ve diğer fabrika işçileri, Talip Öztürk’ü yalnızca bir öğretmen değil,
sınıfın safında savaşan bir yoldaş olarak tanımladılar.
Metinlerde tekrarlanan vurgu ortaktır:




Açıklama:
Bu anma ilanları, 1979’un fabrikalarında yükselen sınıf bilincinin göstergesidir.
Metal ve sanayi işçileri, Talip Öztürk’ün mücadelesinde kendi seslerini bulmuşlardır.
Öğretmenlerin demokrasi mücadelesiyle işçilerin üretim alanındaki direnişi, bu anma ilanlarda tek bir politik hatta birleşmiştir.
Bu grup, “Yolumuz işçi sınıfının yoludur” şiarının somut biçimidir.
DİSK’in sendikaları ve kamu işçileri tarafından yayımlanan bu ilanlar,
Talip Öztürk’ün mücadelesini işçi hareketinin genel cephesiyle buluşturan metinlerdir.
BANK-SEN’in dokuz bölge temsilciliği, TARİŞ İplik Fabrikası işçileri, TEK-GES-İŞ ve Enerji-İş şubeleri aynı cümleleri paylaşır:
“Talip Öztürk, işçi sınıfının yılmaz savaşçısıdır.
Onun yaşamı, bizlere yol gösterecektir.”
🟨 IV. Ümit Yaşar Doğanay ve Talip Öztürk – Bilimin ve Aydınlanmanın Sesi
İstanbul Üniversitesi Yer Bilimleri ve Fen Fakültesi öğretim üyeleri, çalışanları ve ilerici öğrenciler,
1979 yılının Aralık ayında yayımladıkları bu anma ilanıyla iki değerli aydını andılar:
Ümit Yaşar Doğanay ve Talip Öztürk.

İlan, üniversite kürsüsünden sınıfa, sınıftan sokağa uzanan bir aydınlanma çizgisinin ifadesidir.
Faşizmin yalnız işçiye ve öğretmene değil, bilime ve düşünceye de yönelttiği saldırıya karşı bir tepki olarak yayımlandı.
Metinde şu vurgu öne çıkar:
“Son günlerde demokrasiye ve bilime uzanan kanlı eller değerli bilim adamı Ümit Yaşar Doğanay’ı ve ilerici öğretmen Talip Öztürk’ü aramızdan aldı.”
Bu ilan, iki farklı alanın — bilimin ve emek mücadelesinin — aynı hedefte birleştiğini gösterir.
Ümit Yaşar Doğanay üniversite kürsüsünde, Talip Öztürk okul sıralarında;
biri bilgiyi, diğeri bilinci savunarak aynı düşmana karşı durmuşlardı.
Her ikisi de kendi alanında aynı sözü yaşama geçirmişti:
Emeğin ve bilginin buluştuğu yolda yürüdüler.
Yorum bırakın