🔺Yaşamı, Mücadelesi

🎯 Giriş

Talip Öztürk, Türkiye öğretmen hareketinin en bilinçli, en onurlu temsilcilerinden biriydi.
Kökenini emekçi sınıfların yoksul dünyasından alan yaşamı boyunca, sömürüye ve gericiliğe karşı Marksist bir çizgide mücadele etti.
Bir öğretmen olarak yalnızca bilgi değil, bilinç taşıdı öğrencilerine.
Talip yalnızca hak değil, örgütlülük bilinci kazandırdı arkadaşlarına.
Bir yoldaş olarak ise, Birlik ve Dayanışma hareketinin en ön saflarında yer aldı — düşüncesiyle, cesaretiyle, inancıyla…


🕊️ I. Çocukluk ve Öğrencilik Yılları

Yoksulluğun ve adaletsizliğin hüküm sürdüğü bir dönemde, erken yaşlarda emekle tanıştı.
Yaz tatillerinde, ailesine destek olabilmek için Erzurum Tekman’da inşaat işçiliği yaptı.
Sıcak güneşin altında, taşla, çamurla ve demirle yoğrulan o günler;
ona yalnızca emeğin değerini değil, sınıfın gerçekliğini de öğretti.

Öğrencilik yıllarında bile toplumsal adalet duygusunu güçlü biçimde taşıyor,
öğretmenlik idealini “insanı özgürleştirme görevi” olarak görüyordu.
O yıllarda kazandığı emek bilinci ve dayanışma duygusu,
ilerideki devrimci kişiliğinin en sağlam temelini oluşturdu.

🟦 Erzurum Tekman Yılları

Fotoğrafta Talip Öztürk’ü Erzurum’un Tekman ilçesinde görüyoruz. O yıllarda yaz tatilinde geçimini sağlamak için inşaat işçiliği yapıyordu. Bu dönem, onun emekle, alın teriyle ve işçi sınıfının gerçek yaşam koşullarıyla kurduğu bağın en somut örneklerinden biridir. Tekman’da geçen bu yıllar, hem düşünsel hem insani bakımdan onun karakterini derinleştirmiş; ilerideki mücadelesinin temellerini oluşturmuştur.


Canip Öztürk, 1970’li yıllarda Erzurum Genel-İş Sendikası Şube Başkanı olarak görev yaptı. Mütevazı kişiliğiyle tanınan, işçilerin hakları ve sendikal örgütlenme için kararlılıkla mücadele eden bir emekçiydi. Fotoğrafta, abisi Talip Öztürk ile birlikte görülüyor. 1977 yılının Nisan ayında “trafik kazası” süsü verilmiş bir saldırı sonucu katledildi. Bu olay, Erzurum’da yükselen işçi hareketine ve sendikal örgütlenmeye yöneltilen baskıların bir parçasıydı. Canip Öztürk’ün ölümü yalnızca bir ailenin acısı değil, aynı zamanda Türkiye işçi sınıfı hareketine karşı yürütülen sistematik şiddetin bir göstergesidir. Onun adı, Erzurum’da emek mücadelesinin onurlu sayfalarından biri olarak yaşamaktadır. Aşağıdaki gazete kupürü, Canip Öztürk’ün katledilişinin o dönemde kamuoyuna nasıl yansıtıldığını göstermektedir.

II. Öğretmenlik ve Örgütlü Mücadele

Talip Öztürk, öğretmenlik mesleğini hiçbir zaman yalnızca bir geçim alanı olarak görmedi.
Onun için öğretmenlik, toplumsal dönüşümün ve halkın aydınlanmasının en etkili aracıdır.

İlk görev yeri olan Kütahya’nın Simav ilçesinde, kısa sürede meslektaşlarıyla birlikte
Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS)’ün Simav Şubesini kurdu.
Bu girişim, öğretmenlerin kendi kaderini belirleyebilmesi,
emeğin sesiyle birleşebilmesi ve sömürü düzenine karşı bağımsız bir sınıf örgütlenmesi oluşturabilmesi açısından tarihsel bir adımdı.

TÖS’ten Birlik ve Dayanışma’ya uzanan çizgide,
Talip Öztürk öğretmenlerin demokratik hak mücadelesini,
laik, bilimsel ve halktan yana eğitim anlayışıyla birleştirdi.
Mücadelesinde daima emeğin ve emekçinin tarafında,
onları ezen sömürü düzeninin karşısında yer aldı.
Her sözüyle, her adımıyla “halkın öğretmeni” olmanın onurunu taşıdı.


🔥 III. Politik Bilinç ve Örgütlü Mücadele

1970’lerin devrimci atmosferi içinde, öğretmen hareketinin sınıfsal yönelimini netleştirmek için yoğun çaba harcadı.
Birlik ve Dayanışma hareketinin kuruluş sürecinde aktif görev aldı.
Otoriterleşmeye, milliyetçiliğe ve tasfiyeciliğe karşı Marksist bir çizgide yürüdü.
Onun için mücadele, yalnızca sözle değil, yaşamın her alanında verilen bir eylemdi.


🌹 IV. İnsan Yanı ve Devrimci Ahlak

Talip Öztürk’ü yalnızca örgütlü mücadelede değil, gündelik yaşamda da tanıyanlar bilir:
Mütevazı, paylaşımcı, cömert ve ilkeli bir insandı.
Devrimci ahlakı, onun için bir öğreti değil, bizzat yaşanması gereken bir gerçeklikti.
Yaşamı boyunca sözüyle, davranışıyla ve emeğiyle öğretti.

Yoğun siyasal çalışmaları arasında bile ailesine, özellikle çocuklarına sevgisini hiç eksik etmezdi.
Dinlenmek yerine onlarla vakit geçirir, oyunlarına katılır, sohbetleriyle büyütürdü.
Çocuklarının gözlerinde yalnız bir baba değil, yoldaşça bir rehber olarak yer etti.

Talip Öztürk, hem örgütlü mücadelenin hem de yaşamın küçük anlarının içindeki insani güzelliğin simgesiydi.
Arkadaşlarına güven, çevresine umut, çocuklarına sevgi aşılayan bir yoldaş olarak hatırlanır.

Oğlu Demir ile

📚 Son Söz

Talip Öztürk’ün yaşamı, bir dönemin tarihini anlatmanın ötesinde;
bugünün mücadeleleri için de yol gösteren bir mirastır.
Onun mücadelesi, yalnızca geçmişin anısı değil, geleceğin inşasında süren bir çağrıdır.



Yorumlar

Yorum bırakın