
🎯 Giriş
Talip Öztürk, Birlik ve Dayanışma’nın yalnızca kurucularından biri değil, aynı zamanda vicdanıydı.
Öğretmen hareketinin parçalandığı, sendikal bürokrasinin yükseldiği ve devrimci çizginin tasfiye edilmeye çalışıldığı bir dönemde; o, sınıf eksenli bir örgütlenmenin zorunluluğunu savundu.
Birlik ve Dayanışma, onun kararlılığı, sabrı ve politik öngörüsüyle, bir mücadele odağı, bir devrimci okul haline geldi.
Talip, bu hareketin kurucu kuşağının en tutarlı temsilcilerindendi.
🔻 I. Dönemin Koşulları ve Birlik Arayışı
1970’lerin sonu ile 1980’lerin başında, öğretmenler hareketi ideolojik çözülme, baskı ve yönsüzlük içindeydi.
TÖB-DER’in kapatılması, sendikal alanın daralması ve devletin yoğun baskısı, demokratik örgütlenmeyi zayıflatmıştı.
Bu ortamda Talip Öztürk ve arkadaşları “öğretmen mücadelesi sendikal sınırları aşmalıdır” diyerek, sınıf temelli bir yapılaşma oluşturma fikrini savundular.
Ona göre öğretmenler, aydın zümre değil, emekçi sınıfın bilinçli bir parçasıydı.
İşte bu düşünce, Birlik ve Dayanışma’nın tarihsel çıkış noktasını oluşturdu.
✊ II. Örgütlenmede Sabır, İlkeler ve Kolektif Bilinç
Birlik ve Dayanışma, ağır baskı koşullarında faaliyet yürütüyordu.
Toplantılar izleniyor, üyeler gözaltına alınıyor, faaliyetler engelleniyordu.
Talip Öztürk, bu zorluklar karşısında sarsılmaz bir örgüt bilinciyle hareket etti.
Disiplinli, sakin, ama son derece kararlıydı.
Tartışmalarda öğretici bir dil kullanır, yoldaşlarını teorik olarak güçlendirmeye önem verirdi.
Onun örgütçülük anlayışı, “öncü olmanın” değil, kolektifin gücünü büyütmenin örneğiydi.
🧱 III. Sınıf Çizgisinin Netleşmesi ve Politik Mücadele
Talip Öztürk ve kurucu kadronun en önemli katkılarından biri, öğretmen mücadelesini politik sınıf mücadelesi zeminine oturtmalarıydı.
Birlik ve Dayanışma, ekonomik hak taleplerinin ötesinde, toplumsal dönüşümün bir parçası olarak konumlandı.
Birlik ve Dayanışma’nın yayınlarında ve toplantılarında, sınıfın birliği, anti-emperyalizm, demokratikleşme ve toplumcu eğitim vurguları belirgindi.
Talip Öztürk ve arkadaşları, “eğitimci” kimliğini, “devrimci aydın” sorumluluğuyla birleştiriyor; öğretmen hareketinin bağımsız, sınıf temelli bir çizgide kalması için büyük emek veriyorlardı.
🌹 IV. Dayanışmanın Ahlakı: Yoldaşlık, Sadelik ve İnanç
Talip Öztürk, Birlik ve Dayanışma’yı yalnızca bir örgüt değil, bir yoldaşlık kültürü olarak yaşadı.
Her toplantıyı bir eğitim, her tartışmayı ortaklaşma alanı olarak görürdü.
Kibirden uzak, paylaşımcı, sade bir önderdi.
Hiçbir zaman “lider” olma iddiası taşımadı; “örgütlü sınıfın bir neferi” olmayı onur saydı.
Bu tavır, Birlik ve Dayanışma‘nın kolektif ruhunu besleyen en güçlü değerdi.
📚 Son Söz
Birlik ve Dayanışma, Talip Öztürk’ün adanmışlığını, düşünsel berraklığını ve devrimci ahlakını taşımaya devam ediyor.
O, yalnızca bir dönemin tanığı değil, bugünün mücadelelerine ışık tutan bir öncüdür.
Talip Öztürk’ün adı, Birlik ve Dayanışma’nın kalbinde yaşamaya devam ediyor —
çünkü o, bu hareketin adı kadar, onun vicdanıdır.
Yorum bırakın