🎯 Giriş
Talip Öztürk’ün komünist kişiliği, onun yalnızca ideolojik değil, aynı zamanda ahlaki duruşunun da özünü oluşturur.
Sınıf mücadelesini bir “dava” olarak değil, insanın kurtuluşunun tek gerçek yolu olarak gördü.
Maddi çıkarın, bireycilik kültürünün ve konformizmin karşısına, adanmış bir yaşamı koydu.
Onun kişiliğinde, düşünce ile eylem, inanç ile davranış, teori ile pratik kusursuz biçimde birleşti.
🔻 I. Düşünsel Derinlik ve Teorik Tutarlılık
Talip Öztürk, Marksizm’i yalnızca okuyan değil, yaşayan bir devrimciydi.
Onun için teori, sınıf mücadelesinin somut alanlarında sınanmadıkça anlamını bulamazdı.
Okuduğu her satır, öğretmen kürsüsünde, sendika toplantısında ya da bir köy okulunun bahçesinde yeniden ete kemiğe bürünürdü.
“Bilgi”yi bir üstünlük değil, halkın bilincini yükseltmenin aracı olarak görürdü.
✊ II. Örgüt Disiplini ve Kolektif Bilinç
O, hiçbir zaman bireysel kahramanlık peşinde koşmadı.
Kolektif iradenin gücüne, örgütlü hareketin yaratıcı potansiyeline inandı.
Disiplinli, sabırlı, ilkeli bir örgütçüydü.
Birlik ve Dayanışma hareketinin zor zamanlarında, “moral bozulursa sınıf dağılır” diyerek yoldaşlarını ayakta tutanlardan biriydi.

❤️ III. İnsana Dair Sıcaklık ve Alçakgönüllülük
Onu tanıyan herkes, en sert tartışmanın ortasında bile taşıdığı insani zarafeti hatırlar.
Yoldaşlarına sevgiyle yaklaşır, yeni katılanlara sabırla öğretirdi.
Ne bir makamın, ne bir unvanın peşindeydi.
Yoldaşlarıyla aynı sofrada oturur, öğrencileriyle aynı sırada düşünürdü.
Devrimci kararlılıkla insani sıcaklık onun kişiliğinde bir bütündü.
🌹 IV. Ahlakın ve İnancın Bütünlüğü
Talip Öztürk için komünizm, yalnızca bir politik hedef değil, bir yaşam ahlakıydı.
Kendini değil, davasını öne çıkarırdı.
Kendisine yönelen her saldırıya karşı sakin, ama sınıfa yönelen her saldırıya karşı amansızdı.
Sözünü sakınmaz, ama asla kırıcı olmazdı.
Dürüstlüğü, sade yaşamı ve inancı, onu yalnız bir militan değil, bir örnek haline getirdi.
📚 Son Söz
Talip Öztürk’ün kişiliğinde “komünist insan” idealinin somut bir biçimi vardır.
O, yalnızca yaşadığı dönemin değil, bugünün de öğretmenidir.
Onun yaşamı bize gösterir ki; devrimcilik, bir kimlik değil, bir insan olma biçimidir.
Sınıfın kurtuluşu, ancak bu ahlaki ve insani bütünlüğün yeniden üretilmesiyle mümkündür.
Yorum bırakın