🔷🎬Talip Öztürk Belgeseli

Talip Öztürk Belgeseli

Bu belgesel, Talip Öztürk’ün yaşamını, öğretmen hareketi içindeki yerini ve Birlik ve Dayanışma çizgisiyle bütünleşen mücadelesini sözlü tarih tanıklıklarıyla anlatan kolektif bir çalışmanın ürünüdür. 1970–80 arasının siyasal atmosferi, TÖB-DER deneyimi, Birlik ve Dayanışma hareketi ve Talip’in kişiliğine dair tanıklıklar; hem dönemin ruhunu hem de bugün için taşıdığı anlamı görünür kılar.


🎥 Not: Bu belgesel, 2014 yılının 16 Kasım günü, Talip Öztürk’ün katledilişinin yıldönümünde Eski İstanbul TÖB-DER Şubesi salonunda gerçekleştirilen anma etkinliğinde gösterilmiştir.

Belgeselin gösterildiği salon, Talip Öztürk’ün şube başkanlığı döneminde tiyatro, kültürel etkinlikler ve dayanışma toplantıları yapılabilmesi için emek verilerek hazırlanmıştır.

Bugün aynı salonda, dostumuz Nazif Uslu tiyatro çalışmalarını sürdürmektedir. Nazif, o günkü anma etkinliği için salonu seve seve, dostça dayanışmayla bize açmıştır.

Belgesel Çalışmasına Emeği Geçenler

  • Emre Sarıkuş
  • Akın Öztürk
  • Hüseyin Yıldız
  • Ekrem Alparslan
  • İlkay Özal
  • Nihal Aslandağ
  • Leyla Öztürk
  • Beliz Öztürk

Ayrıca, Eski TÖB-DER binasındaki tiyatro salonunu belgeselin gösterimi için bizlere açan Nazif Uslu’nun dostça dayanışması, bu çalışmanın önemli bir parçasıdır.

Belgesel İçin Derlenen Sözlü Tarih Tanıklıklarından Seçmeler

1. 1970–80 Dönemi ve Kaybedilen Kuşak

Hüseyin Ergün:

1970–80 arası dönem kendine özgü bir dönemdir. Bu dönem aydınlanmadan, bu dönemin dersleri çıkarılmadan, analiz ve sentezi yapılmadan geleceğe ışık tutamayacağız. Bu dönemde Talip Öztürk gibi yığınla aydın sokak ortasında öldürüldü; ülkenin geleceğini kuracak bir kadro yok edildi.

Siyami Erdem:

O yıllarda TÖB-DER’de başkanlık yapmak ateşten gömlek giymekti. Ölüm riskini göze almadan demokratik kitle örgütlerinin başına geçmek mümkün değildi.

Hüseyin Uysal:

Talip aynı anda hem öğretmenlik yapıyor, hem TÖB-DER’de, hem Barış Derneği’nde çalışıyordu. O günler takır takır insanların öldürüldüğü günlerdi. Bu insanın profesyonel korunması gerekirdi. Talip’in öldürülmesinde bizim korkunç bir sorumluluğumuz var. Bile bile gitmiştir Talip.

Mustafa Sarıbaş:

Parti büyük hata yaptı. Talip Öztürk gibi bir insanın korunması gerekliydi. Kabul etmese bile biz uzaktan da olsa korumalıydık. Bir sürü militan vardı. Bu işin hesabı hiç sorulmadı.
2. Talip’in Örgütçülüğü ve Birlik ve Dayanışma

Caner Türkmen:

Yıl 1975… Dedik ki TÖB-DER yönetimini biz almalıyız. Süleyman Altaş’ın evinde toplandık. “Adımız ne olsun?” dedik. Birlik mi, Dayanışma mı derken “Birlik ve Dayanışma” ismine karar verdik. Ertesi gün TÖB-DER’de bildiriyi hazırladık. Öğretmenlerin demokratik taleplerini ve birliğini öne çıkaran; siyasal perspektifi arka planda tutan bir çağrıydı bu. Toplantılarımıza büyük kalabalıklar gelmeye başladı; okullara hızla örgütlendik.

Erdal Talu:

İstanbul’da öğretmen kökenli ilk partili Hürsan Uçta idi. TÖB-DER Aksaray’a gidip gelirken bize yakın kim var, kim örgütlenebilir konuşuyorduk. Hürsan’ın önerisiyle önce Refik partilendi, ardından eşi. Sonra Talip de aynı kanaldan parti üyesi oldu. 1976 olmalı.

Ömer Ağın:

Birlik ve Dayanışma hareketi, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde öğretmen hareketini yeniden örgütledi. Demokratik taleplerle sınıf perspektifini birleştiren özgün bir çizgiydi.

Selami Kıymaç:

Diyarbakır’da Ürün Kitabevini açtık. O sırada Mehmet Çakmak vuruldu. Talip’le birlikte cenaze için Lice’ye gittik. Bütün Lice ayağa kalkmıştı. Talip orada konuşma yaptı, Türkçe ve Kürtçe ant içtirdi. Böylesi bir sahiplenme vardı; müdahale edemediler.
3. Talip’in Kişiliği ve Gündelik Hayattaki Tutumu

Şefik Asan:

Talip Öztürk kahvede halkla oturan, çocukları kucaklayan, alçakgönüllü bir insandı. İnsanlara tepeden bakmaz; kardeşçe yaklaşırdı.

Fethi Recai Seven:

Bir minibüste elinde Tercüman gazetesiyle görünce şaşırmıştım. “Bir komünist her şeyi okur, ama bildiğini yapar” dedi. Bu söz benim için önemli bir ilkedir.
4. Ölümüne Giden Süreç ve Cenaze

Hasan Gürkan:

Kortejin yolun ortasından yürüyeceğini söyledim. Albay “müdahale ederim” dedi. “Edersen çatışma çıkar” dedim. Simav’dan gelen öğretmenler Talip’le bağları gereği en önde yürümek istiyorlardı. Durumu anlattım. Demir’i getirdiler; elinde babasının posteri vardı. Ölümü bilmiyordu. “Babam öldü ya Hasan amca” dedi gülerek… Tuvalete kaçıp ağladım.

Gürhan Ayhan:

Talip İstanbul’dayken cam önüne oturmazdı. “Gürhan, vururlar beni” derdi. Sürecin farkındaydı. Bize yük olmamak için çabalardı.

Şükran İçimsoy:

Okul çıkışında bir anda kalabalık durdu. “Talip Öztürk kim?” dediler. “Benim” dedi. Sonra kurşun sesleri… Ertesi gün hâlâ hastanede olduğu söylenmişti. Kan lekelerini taşlarla çevirdik; o görüntü unutulmaz.

Yıldız Uysal:

Cenazesi o yılların en riskli törenlerindendi. Yağmur altında yürürken çatılardaki askerlerin namluları korteje çevrilmişti. Kimse geri adım atmadı.
5. Öğretmenleri ve Öğrencileri İçin Anlamı

Fethi Recai Seven:

Talip hoca, “En sevdiğiniz insanı anlatın” diye kompozisyon ödevi vermişti. Sınıfın tamamı en sevdikleri kişi olarak Talip hocayı yazmıştı. Bu, onun nasıl bir iz bıraktığını gösteriyordu.

Aşağıdaki fotoğraflar, Talip Öztürk belgeselinin hazırlanması sürecinden ve 2014 TÖB-DER gösteriminden seçilmiş arşiv görüntüleridir. Her kare, hem bir dönemin tanıklığını hem de Talip’in etrafında büyüyen dayanışma ve mücadele ruhunu yansıtır.

Etkinliğin devamından seçilmiş diğer fotoğraflar.


Yorumlar

Yorum bırakın