🔷 🎤2023 Anma konuşması (Akın Öztürk)

Değerli dostlar, yoldaşlar,

Burada bu mezarın başında, kaybettiğimiz bir dostumuzu, kardeşimizi, amcamızı, dava arkadaşımızı ve yoldaşımızı anmak üzere toplanmış bulunuyoruz.

Onunla aynı saflarda mücadele edenler olarak buradayız, buradasınız. 

44 yıldır buraya gelmekle verdiğiniz desteğe büyük değer biçiyoruz. Hepinize teşekkür ediyoruz. 

16 Kasım’da Talip Öztürk’ü, ve onun şahsında tüm dava yoldaşlarını, Mehmet Çakmak Yoldaşı, Mustafa Asım Hayrullahoğlu’nu, Ali İhsan Özgür’ü, Alptekin Kordağ’ı ve nihayet Karadeniz’de boğudurulan 15leri ve Bilen yoldaşı saygıyla anıyoruz.

Onlar mücadelemize ışık tutuyor, yolumuzu aydınlatıyorlar.

Onları saygıyla anıyoruz ve diyoruz ki, Talipler bizimle. Denizler bizimle Mehmet’ler bizimle … M.Suphi’den İ Bilen’e bu tarih bizim tarihimizdir. 

.Talip Öztürk 1947’de Erzurum’da doğdu. 

1976’da Birlik ve Dayanışmanın ölümsüz genel başkanı ve kitle önderi oldu. 

– İşçi sınıfının yolunda, Birlik ve Dayanışma’nın en ön saflarında onurla yürüdü.

– Ulusal ve toplumsal kurtuluş bayrağını yükseklerde tuttu.

– Bilinçli yaşamının her anında, emeği en yüce değer olarak gören, birlikte üreten, yoldaşça paylaşan, halkları kardeşleşmiş bir ülke için ve barış içinde özgür ve eşit bir dünya için mücadele etti. 

-16 Kasım 1979’da paramiliter faşist çeteler tarafından okul çıkışında katledildi. 

– Cenazesi onbinlerin ellerinde taşındı.

– İşçi sınıfının ve gücünü Birlik ve Dayanışma’da birleştiren kitlelerin bilincine ve yüreklerine gömüldü.

Şimdi burada Katledilişinin 44. Yılında Talip Öztürk yoldaşımızı ve onun şahsında bu yolda savaşan  tüm devrim şehitlerimizi SAYGIYLA ANIYORUZ.

Değerli dostlar, arkadaşlar, yoldaşlar,

Talip Öztürk ve yoldaşlarının yaşadığı dönem, fırtınalı bir dönemdi.Dünya genel bir krizden geçiyordu ve ülke ondan daha ağır bir krizin içindeydi. Emperyalizmin genel bunalımı, kapitalizme göbeğinden bağlı bir ülke haline getirilen Türkiye’nin iç kriziyle birleşerek toplumu felakete doğru sürüklüyordu. 

Talip Öztürk ve yoldaşları, bu krizden ancak üretimin ve mülkiyetin, emek temelinde toplumsal yeniden örgütlenmesiyle çıkılacağını ön gördüler,

Bunun için örgütlendiler, Bunun için savaştılar.

Yoldaşlar

Şu anda yine böyle bir kriz var,

Şimdi de dünya derin ve kapitalist sistem çerçevesinde çözümü olanaksız bir krizin içindedir. Toplumsal dünya salgınlar ve savaşlarla at başı giden işsizlik, yoksulluk, sefalet ve açlık krizinin içine itilmiştir. 

.Bu kriz, insanın emeğini, alın terini ve doğayı amansızca yağmalayan sermayenin yarattığı bir krizdir,

.Bu kriz insana rağmen, doğaya karşı işleyen, kapitalist üretim tarzının krizidir.

O zaman olduğu gibi bugün de kapitalizmin genel krizi, emperyalist kapitalizme göbeğinden bağlı bir ülke haline getirilen Türkiye’nin iç kriziyle birleşerek, felakete doğru evrilmektedir.

. Bu aynı nedenle bugün biz de bu krizden üretimin ve mülkiyetin emek temelinde toplumsal yeniden örgütlenmesiyle çıkılacağını öngörüyor,

Bunun için örgütleniyor,

Bunun için savaşıyoruz.

Değerli Yoldaşlar,

Talip Öztürk ve o dönemde savaşan kadrolar ve güçler, insanlık tarihinin en bilimsel, en anlamlı ve en yüksek davasını, özgürlük ve eşitlik davasını savundular ve bu kavgada barikatların doğru tarafında yer aldılar.

Özgürlük ve barışı savundular, yeni bir dünyanın doğuşunu ve bunun için toplumsal ilerlemeyi savundular. 

Bugün “toplumsal ilerleme” seçeneğinin insanlık için ne denli anlamlı, ne denli kapsamlı ve yüksek bir seçenek olduğu net biçimde açığa çıkmıştır.  

Çağımız, geçici de olsa, toplumsal ilerleme seçeneğinden dışlanan günümüz dünyasının ne denli ağır ve durdurulmaz bir çürüme ve çöküşün içinde olduğunu açıkça gösteriyor.

Değerli dostlar,

Talip Öztürk ve devrim şehitlerimiz bize çok önemli bir şeyi, egemen oligarşilere güvenilmeyeceğini ve sermayeden insaf beklenemeyeceğini, ezilen ve sömürülen sınıfların haklarını ancak savaşarak kazanabileceklerini öğrettiler.

Bu ders bugün çürütülemez bir gerçek olarak karşımızda duruyor.  

O halde bu gün de egemen oligarşilere güvenilmeyecek, bugün de sermayeden insaf beklenmeyecek, bugün de kazanılacak ne varsa savaşarak kazanılacaktır.

Emekçi kitleler, ezilen sınıflar ve halklar özgürlüklerini ancak savaşarak kazanabilirler.

Savaşacak ve kazanacağız.

Yoldaşlar,

Talip Öztürk ve devrim şehitlerimiz bize bir başka şeyi daha öğrettiler: Onlar bize, önemli olanın uzun yaşamak değil anlamlı yaşamak olduğunu, haksızlığa zulme ve adaletsizliğe boyun eğerek yaşamaktansa, haksızlığa zulme ve adaletsizliğe karşı, ölümü dahi göze alarak savaşmak gerektiğini öğrettiler.

Onlar bu büyük ve anlamlı dersi tarihimize yaşamlarıyla yazdılar. 

Onlar ayrıca şunu da öğrettiler; Toplumun kurtuluşu emeğin kurtuluşuna bağlıdır, emek sömürü ve baskıdan kurtulmadıkça toplum sömürü ve baskıdan kurtulamaz.

Onlar bu nedenle yolumuz işçi sınıfın yoludur belgisi altında yürüdüler, onlar bunun için işçi sınıfın tarihsel öz görevinde birleştiler.

Değerli dostlar, 

Talip Öztürk ve bu yoldan bizden önce geçen yoldaşlarımız barış içinde bir dünya öngördüler, savaşa karşı barış – sömürüye karşı savaş dediler. 

Şimdi biz de diyoruz ki, sömürüye, baskıya, çağdaş köleliğe karşı özgürlük için, barış için insanca yaşamak için verilen ve verilecek olan savaşlara evet.

Emeğin ve insanlığın ufkunu karartan, uygarlığı daha da aşağılara çeken, doğayı ve insanın doğasını ölümcül düzeyde etkileyen haksız, yağmacı ve köleleştirici savaşlara hayır.

Özgürlük için, kardeşlik için barış için savaşa evet.

Sömürü için yağma için kölelik için savaşa hayır. 

Değerli Yoldaşlar, 

Bizim tarihimiz başkaldıranların tarihidir.

Zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri olmayanların savaşım tarihidir. Bu tarihte büyük kavgalar kadar büyük ihanetler de var, ama yine de bizim tarihimizin özü bu değildir. 

Bizim tarihimiz çömleğin – kalıptan, metalin – cüruftan ayrılması gibi bunlardan ayrılarak mücadeleye devam edenlerin tarihidir. 

Biz de, barikatın – karşı tarafına geçen bu geçici yol arkadaşlarından yakamızı kurtarıyor ve mücadelemize devam ediyoruz. 

Bu mücadele bizim bu uğurda yaşamlarını veren yoldaşlarımızla ve onların bize miras bıraktığı geleneğimizle olan sözleşmemizin bir gereği olarak sürüyor ve sürecektir.

Bu inançla amcam, yoldaşım Talip Öztürk’ü ve tüm devrim şehitlerimizi tekrar saygıyla anıyor, hepinizi içtenlikle selamlıyorum.