🔷 🎤2024 Anma Konuşması 45. yıl (Akın Öztürk)

Sevgili amcam yine bir 16 Kasım yoldaşların, öğretmen arkadaşların, öğrencilerin, yeğenlerin, kardeşin yani sevenlerinle yine her yıl olduğu gibi yanındayız.

Değerli dostllar

Buraya gelmekle verdiğiniz desteğe Kardeşi, yeğenleri ve yoldaşları olarak büyük değer biçiyoruz. Hepinize teşekkür ediyoruz. 

Bugün burada olmasa da anısını mücadele alanlarında gönülden gönüle yaşatan, uzaktaki dostlarına, yoldaşlarına da teşekkür ediyoruz.

Değerli Dostlar, 

Bu etkinliğimiz bir anmadır. Devrim şehidimiz Talip Öztürk’ü ve onun şahsında tüm devrim şehitlerimizi anma etkinliğidir.

16 Kasım’da Talip Öztürk’ü, ve onun şahsında tüm dava yoldaşlarını, Mehmet Çakmak Yoldaşı, Mustafa Asım Hayrullahoğlu’nu, Ali İhsan Özgür’ü, Alptekin Kordağ’ı ve nihayet Karadeniz’de boğudurulan 15’leri ve Bilen yoldaşı saygıyla anıyoruz.

Burada konuşmama ara verirken 

Tüm devrim şehitlerimiz için sizleri bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum. 

Onlar mücadelemize ışık tutuyor, yolumuzu aydınlatıyorlar.

Onları saygıyla anıyoruz ve diyoruz ki, Talipler bizimle. Denizler bizimle Mehmet’ler bizimle … M.Suphi’den İ Bilen’e bu tarih bizim tarihimizdir. 

Burada yatan amcam Talip Öztürk, özgür ve insanca yaşama hedefini seçtiği için burada yatıyor. Toplumdaki her bireyin insana laik koşullarda eşit ve özgür yaşam formu kazanma hedefini dava edindiği için burada yatıyor.

Amcam Talip Öztürk’ün temel felsefesinin özünü “insandan yana doğayla dost” ilkesi oluşturur. Bu, burjuva felsefesinin “insana rağmen doğaya karşı” ilkesinin tam karşıtıdır. 

Talip Öztürk insancıldı; hem çevreyle hem de kendi çevresiyle barışıktı. En nefret ettiği şey insanın insana kulluğuydu.

Halkın derdini umursardı; bencil değildi, paylaşımcıydı. Vazgeçilmez olan prensiplerinin başında, yoksuldan yana olmak, dayanışma ve insani sorumluluk duygusu gelirdi. 

1976 da İstanbul Öğretmenler Gecesi’nde TÖB-DER Şube Başkanı olarak yaptığı konuşmada şöyle diyordu: “Bir yanda bunca yoksulluk ve sefalet birikmişken diğer yanda bunca zenginlik ve servetin boşa harcanmasını insanın aklı almıyor.” 

Yalnızca 20. Yüzyılda değil, içinde bulunduğumuz 21 yüzyılda da üretim gittikçe artarken yoksulluk ve sefalet hiç de azalmıyor, tersine daha da artıyor ve derinleşiyor. Doğanın tahribatı büyüyor, yaşamın temeli aşınıyor. 

Oysa daha güzel bir dünya mümkün! Çürüyen kurumlarıyla, yarattığı vahşi rekabete dayanan piyasa ekonomisiyle kapitalizm tek seçenek değil; 

Talip Öztürk’ün de içinde olduğu bir elin parmakları kadar az bir kadronun demokratik kitle örgütlerinde başlattıkları çalışmanın, Birlik ve Dayanışma’nın kuruluşuyla birlikte iki üç yıl gibi çok kısa bir zaman dilimi içinde, büyük hamle yapmasının ve etkili bir yığınsallığa ulaşmasının nedeni ; seçilen yolunun doğru olmasıydı; işçi sınıfının yolunda ve onun enternasyonal çizgisinde yürünmesiydi.

Yol doğru, dava büyüktü.

Ayrıca koşulların doğru okunmasıydı.  Ve

kolektif kadroları büyüktü. Özellikle kurucu kadrosu döneminin eğitim alanındaki en yetişmiş unsurları arasındaydı. Ve yoldaşlarının da söylediği gibi, “Birlik ve Dayanışma Talip Öztürk gibi yığın önderi” öncü kadrolara sahipti.

Besbelli ki büyük kuşaktı.. Bize çarpıtıp bozmadan, eğip bükmeden sahip çıkılması gereken büyük bir davayı emanet eden bir kuşak.

Tabi biz farklı bir kuşağız; farklı yöntemleri deneyeceğiz biz. Ve tabii ki bizden sonra gelen kuşak da farklı koşullarda savaşım verecek, farklı seçenekleri deneyecektir. Fakat bizim de bizden sonraki kuşağın da Talip Öztürk’ün ve yoldaşlarının verdiği mücadeleden ve yaşamlarıyla yazdıkları derslerden öğreneceğimiz çok şeyler olacak.

Onların Birlik ve Dayanışma’da birleşerek ortaya koydukları mücadele sınıf çizgisini kitlelere indirme ve kitleleri sınıf çizgisine katma mücadelesidir. Bu görev bugün de bütün gerçekliğiyle karşımızda duruyor.

Birlik ve Dayanışma, dünya proletaryasının devrimci enternasyonal çizgisinin, Türkiye’nin ağır faşist bakı ve tırmanış koşullarında kitleselleşemeyeceği şeklindeki umutsuz görüşlere verilmiş en güzel yanıttır.

Onların davası dönemden döneme devredilecek, onların isyanı kuşaktan kuşağa yankılanacaktır. 

Teşekkür ederim 


Yorumlar

Yorum bırakın