Kategori: Güncel Yazılar
-
🗞️10 Ekim: Unutmadım, Unutturmayacağım
Akın Öztürk – 10 Ekim 2025 Bu satırları sekiz yıl önce, o kanlı günün hemen ardından kaleme almıştım.Bugün, aynı karanlığın farklı maskelerle hâlâ aramızda dolaştığı bir ülkede, o günü yeniden hatırlatmak istiyorum. Çünkü unutmak, suça ortak olmaktır. 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde yaşanan katliam, sadece orada can verenlerin değil; bu ülkede “barış” diyen, insanca…
-
🗞️Taraf Olmak Sanattır: Osman Genç ve Orta Direk Tiyatrosu Üzerine
Akın Öztürk 07 Ekim 2025 “Sanat, gerçeği yansıtmakla kalmaz; onu değiştirmenin aracıdır.” — Bertolt Brecht Sanat, kimi zaman bir sığınaktır; kimi zaman da bir direniş biçimi. Ama her durumda bir taraf olma hâlidir. Çünkü gerçek sanat, yaşadığı çağın acılarına sırtını dönmez. Ezilenden, hor görülenden, emeğinden başka sermayesi olmayanlardan yana saf tutar. Bugün sanatın bir “endüstri”ye,…
-
🗞️Yapay Zekânın Görünmeyen Bedeli: Enerji ve Ekoloji
Akın Öztürk 26 Eylül 2025 Geçtiğimiz günlerde sevgili İlhan Özdemir’in paylaştığı bir yazı vesilesiyle, Ergin Yıldızoğlu’nun Cumhuriyet’te çıkan “Yapay zekâ dünyayı yutuyor” başlıklı yazısını okudum. İlhan’ın bu paylaşımı olmasa, doğrusu bu denli çarpıcı bir tabloyla yüzleşmezdim. Yapay zekânın arka planında böylesine devasa bir enerji ve su tüketimi olduğunu bilmiyordum; okudukça şaşkınlığım büyüdü. Bugün yapay zekâ…
-
🗞️Komünleşme Çağrısına Dair
Akın Öztürk 17 Eylül 2025 Veysi Sarısözen, son yazısında “komünleşmenin büyük önemi”nden söz ediyor. AKP iktidarının “zaman kazanma” taktiğini, muhalefeti bölme hamlelerini doğru şekilde teşhis ediyor. Fakat çözüm olarak sunduğu “komünleşme” fikri, sınıfsal içerikten arındırılmış, liberal bir çerçevenin ötesine geçmiyor. Sarısözen’in önerisi şudur: Her mahallede, köyde, sokakta farklı temalar etrafında komünler kurulmalı, belediyelerle entegre edilmeli…
-
🗞️CHP’nin “Direnişi” Üzerine: Katıldıklarımız ve Katılmadıklarımız
Akın Öztürk 15 Eylül 2025 Ertuğrul Kürkçü’nün ANF’de yayımlanan yazısında, CHP’nin bugünkü otoriterleşmeye karşı verdiği mücadelenin “önemli bir direniş” olduğu tespiti dikkat çekicidir. Gerçekten de CHP’nin İstanbul’dan Trabzon’a, Rize’den Yozgat’a kadar çeşitli kentlerde düzenlediği mitingler; Meclis’te komisyonlarda ısrarla yer alışı; hukuki itirazları gündemde tutması; toplumun muhalefet damarını diri tutmaya dönük çabaları göz ardı edilemez. Hele…
-
🗞️Abluka, Kayyum, Faşizm: Çıkış Yolu Nerede?
Akın Öztürk. 8 Eylül 2025 CHP il binaları dün geceden bu yana polis ablukası altında. Kayyum tartışmaları, kapatma söylentileri ve yargı sopasıyla muhalefeti susturma girişimleri, rejimin faşizan yöntemlere hızla kaydığını gösteriyor. İlk bakışta bu, yalnızca “demokrasiye darbe” olarak görülebilir. Ancak asıl mesele, sermayenin iki kanadı arasındaki iktidar çatışmasıdır. Bir yanda Anadolu sermayesine yaslanan AKP-MHP bloku,…
-
🗞️Kayyum, Sadakat ve Sınıf Gerçeği: Burjuva Demokrasisinin Krizi
Daha evvel Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı’nın AKP’ye geçişini değerlendirirken şunu vurgulamıştık: Burjuva siyaseti, görünüşte çatışan partiler arasında kalın duvarlar varmış izlenimi yaratır. Oysa sermaye düzeninin salonlarında bu duvarlar yoktur. O yazıda da belirttiğimiz gibi mesele, kişilerin tercihlerinden çok, hangi sınıfa yaslandıklarıdır. Bugün CHP’de yaşanan kayyum tartışması da aynı çıplak gerçeği gözler önüne seriyor. Bu yazıda,…
-
🗞️Zafer ve Barış, Sömürüye Rağmen Mümkün mü?
Akın Öztürk 30 Ağustos 2025 Türkiye’nin yakın tarihine baktığımızda 30 Ağustos ve 1 Eylül, takvim yapraklarında ardı ardına gelen iki gün gibi görünse de, aslında birbirini tamamlayan tarihsel dersler taşır. 1922’de kazanılan 30 Ağustos Zaferi, emperyalist işgale karşı Anadolu halklarının ayağa kalkışının ürünüdür. Cephelerde dövüşen köylüler, yoksullar, işçilerdi. Halkın olağanüstü fedakârlığı olmasa bu zafer mümkün…
-
🛠️Parçalanmış Örgütler, Sessiz Çığlık: Emeklilerin Bitmeyen Mücadelesi
Akın Öztürk 24 Ağustos 2025 Türkiye’de emekli olmak artık “dinlenme” değil, hayatta kalma mücadelesi demek. Çalışırken sömürüldüler, şimdi de emeklilikte açlığa mahkûm edildiler. Maaşlar açlık sınırının altında, sağlık hizmeti katkı payına bağlı, dolaylı vergilerle maaş daha cebe girmeden geri alınıyor. Ama işin asıl acısı, emekliler yalnızca devletten değil, kendi örgütlerinden de ikinci kez soyuluyor. Her…