Değerli dostlar, yoldaşlar, arkadaşlar,
Bugün burada bir mezarın başında değil, bir mirasın önünde duruyoruz.
Kaybettiğimiz bir öğretmeni, bir kardeşi, bir yoldaşı değil—emeğin, bilginin ve dayanışmanın hiç sönmeyen ışığını anmak için toplandık.
Amcam, yoldaşım Talip Öztürk’ü anarken; onun şahsında
Mustafa Suphi Yoldaş’ı, Bilen Yoldaş’ı, Deniz Yoldaş’ı,
Mehmet Çakmak Yoldaş’ı, Ali İhsan Özgür Yoldaş’ı
ve bu yolda savaşarak düşen tüm devrim şehitlerimizi saygıyla anıyorum.
Sizleri, bugüne kadar yitirdiğimiz tüm devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum.
Onların anısı önünde bir kez daha eğiliyoruz.
Bu etkinlik bir anmadır; ama biz geçmişi kutsamak için anma yapmayız.
Biz ölülerimizi tabulaştırmayız; onların yaşamlarını mücadelemize katarız.
Deneyimlerini bugünün kavgasına dönüştürür, geleceğin yolunu oradan aydınlatırız.
Çünkü biliriz ki:
Kökü olmayanın geleceği olmaz.
Tarihine, geleneğine, sınıfının hafızasına sahip çıkmayanlar,
geleceğe de sahip çıkamaz.
Değerli dostlar,
Talip Öztürk bir dönemin değil, bir çizginin öğretmenidir.
Birlik ve Dayanışma hareketinin ölümsüz lideri olarak,
öğretmenlerin mücadelesini işçi sınıfının kavgasıyla buluşturdu.
Emeği en yüce değer, bilimi halkın hizmetinde bir ışık olarak gördü. Onun hedefi açıktı:
Sömürüsüz, eşit ve özgür bir dünya.
Ama Talip’i özel kılan yalnızca politik çizgisi değildi; insanlığıydı.
Karşıtları bile onun dürüstlüğüne, mütevazılığına saygı duyardı.
Kavgayı büyütürken insanları kırmadan birleştirmeyi bilen bir örgütçüydü.
Buyurmadan ikna eder, öğüt vermeden örnek olurdu.
Onunla yürüyen herkes aynı güveni hissederdi:
Sözüyle eylemi arasında hiç mesafe yoktu.
Amcam, yoldaşım Talip; yalnızca bir öğretmen değil, dayanışmanın sıcaklığını ve insana duyulan güvenin gücünü öğreten bir insandı.
Bugün, kırk altı yıl sonra, dünya yeniden karanlık bir dönemden geçiyor.
Sovyetler Birliği’nin çözülmesiyle kapitalizmin zincirleri kırılmadı;
aksine insanlığın boğazına daha sıkı sarıldı.
Sosyalizmin yokluğunda dünya tek kutuplu bir savaş, kriz ve yıkım çağına girdi. Filistin’de, Ukrayna’da, Afrika’da, Asya’da halklar açlıkla, ölümle, yıkımla sınanıyor.
Doğa talan ediliyor, emeğin değeri gasp ediliyor,
insan, sermayenin nesnesine indirgeniyor.
Ama bir gerçeği unutmayalım:
Sosyalizmin yokluğu, onun gereksizliğini değil; vazgeçilmezliğini göstermiştir.
Kurtuluş bireysel çıkışlarda değil,
sınıfın kolektif direnişindedir.
Dostlar,
Türkiye de bu karanlık tablonun dışında değil.
Ülke giderek bir “kayyum rejimi”ne, hukuksuzluğun ve ağır baskının egemen olduğu bir yönetime sürüklendi.
İktidar ile muhalefet arasındaki çekişmeler artık burjuva siyasetin kendi iç rekabetine indirgenmiş durumda.
Bir yanda yaşam mücadelesi veren milyonlar, öte yanda sermaye düzeninin koridorlarında koltuk pazarlıkları…
Bugün kayyum uygulamaları yalnızca Kürt halkının yoğun yaşadığı bölgelerde değil; batıda da halk iradesinin gasp edildiği, seçilmişlerin görevden alındığı bir fiilî rejime dönüşmüş durumda.
Bu, yalnızca bir halkın değil; ülkenin tüm demokratik geleceğinin tehdit altında olduğunu gösteriyor.
Talip Öztürk’ün enternasyonalist mirası bize şunu öğretir:
Emek mücadelesi, halkların eşitliği, kardeşliği ve barışı olmadan zafere ulaşamaz.
Kimliğinden, dilinden, kültüründen ötürü ezilen her halkın yanında durmak, işçi sınıfının tarihsel görevidir.
Halkların özgürlüğü olmadan işçi sınıfı da özgürleşemez.
Gerçek değişim sandıktan değil;
işçi sınıfının örgütlü gücünden, halkın dayanışmasından, devrimci iradeden doğar.
Otokrasiyi geriletecek olan da budur:
En geniş toplumsal güçlerin yan yana gelişi ve sınıfın bağımsız sesinin yükselişi.
Değerli dostlar,
Uzun süredir üzerinde çalıştığımız “Talip Öztürk’ün Yaşamı ve Savaşı” adlı kitap tamamlandı; önümüzdeki aylarda sizlerle buluşacak.
Bu eser, yalnızca bir yaşam öyküsünü belgelemiyor; aynı zamanda bir dönemin örgütsel, siyasal ve sınıfsal dinamiklerini bütünlüklü biçimde ele alıyor.
Talip Öztürk’ün mücadelesi, Türkiye’de öğretmen hareketinin, TÖB-DER’in ve Birlik ve Dayanışma çizgisinin gelişimiyle iç içedir.
Bu nedenle kitap, kişisel bir portreden çok, sınıf temelinde yürüyen tarihsel bir sürecin tanıklığını sunuyor.
1970’lerin sonunda Türkiye’nin en etkili iki örgütü olan DİSK ve TÖB-DER’in, düzen siyasetinin basıncı altında nasıl yönlendirildiği; devrimci kadroların tasfiyesine zemin hazırlayan süreçlerin nasıl şekillendiği; tabanın iradesinin nasıl sınırlandığı bu çalışmada belgeleriyle ortaya konuyor.
Bu tarihsel kırılmalar, yalnızca örgütsel bir değişimi değil; sol hareketin sınıf çizgisinden uzaklaştırılışını da görünür kılıyor.
Son yıllarda döneme dair bazı çalışmalarda —özellikle Eğitim-Sen tarafından yayımlanan “TÖB-DER Tarihi” kitabında— Birlik ve Dayanışma çizgisine, Talip Öztürk’e ve devrimci kadrolara ilişkin hatalı, belgesiz ve öznel değerlendirmeler yer aldı.
Biz bu kitapta herhangi bir polemiğe girmiyoruz; ancak tarihin çarpıtılmasına da sessiz kalmıyoruz.
Amacımız tartışma yaratmak değil, belgelerin ve tanıklıkların ışığında gerçekleri ortaya koymak; sınıf çizgisini ve kolektif emeği görünür kılmak.”
Biz tarihi kişisel önyargılarla değil,
belgelerle ve tanıklıklarla yazarız.
Bu kitap geçmişi aklamak için değil,
bugünün mücadelesine ışık tutmak için yazıldı.
Çünkü tarihi doğru yazmak politik bir görevdir.
46 yıldır Talip Öztürk’ün anmalarında bir araya gelen mücadele arkadaşlarımız—
Mehmet Savca, Ahmet Gencay, Birol Naz, Mustafa Sarıbaş, Süleyman Şahin,
Remzi Akbaba, Adnan Saatçi, Kemal Hamzaoğlu
ve adını sayamadığımız nice yoldaşımız—
bugün aramızda olmasalar da bu büyük mirasın bir parçasıdırlar.
Eksiliyoruz belki, ama onların bıraktığı yerden yürüyen yeni kuşaklarla
çoğalıyoruz, güçleniyoruz.
Talip Öztürk’ü anmak, geçmişi hatırlamak değil;
bugünü kavramak, geleceğe yön vermektir.
Bugün burada, onun mezarı başında bir kez daha söz veriyoruz:
Sınıfın yolundan sapmayacağız.
Birlik ve Dayanışma’nın mirasını geleceğe taşıyacağız.
Onun bıraktığı yerden yürümeye devam edeceğiz.
“O, emeğin ve bilginin buluştuğu yolda yürüdü:
Yolumuz, işçi sınıfının yoludur.”
Yaşasın emek, yaşasın dayanışma!
Yaşasın Talip Öztürk’ün ve tüm yoldaşlarımızın ölümsüz anısı!
🔷 2023–2025 Anma Konuşmaları – Sınıfın Sesi için bir cevap yazın Cevabı iptal et