🔷 🎤2025 Anma Konuşması – 46. Yıl (İlkay Özal)

TALİP ÖZTÜRK’ÜN AİLESİ

Omuz omuza yürüdüğü işçi sınıfı yoldaşları, komünistler, sosyalistler;

Kavgasını emanet ettiği gençler,

Dostları, sevenleri, halkların güzel insanları merhaba.

Hepinizi Talip Öztürk ve kavgada yitirdiğimiz bütün devrimcilerin özlemiyle selamlıyorum.

16 Kasım 1979. Yüreğimizin yandığı acı bir gün.

Türkiye’nin her yerinde duyulan bir yürek acısı, bir yürek yangını…

HİÇBİR SALDIRI BU EMEK VE ÖZGÜRLÜK KAVGASINI DURDURAMAZ!

Geçen yıl yitirdiğimiz Hasan Gürkan abinin sesi yankılandı sanki şimdi burada…

Yüksele bir yere çıkmıştı:

“Ülkemin namuslu, yiğit, savaşkan insanları;

Yurtseverler, demokratlar, sosyalistler, komünistler…

Talip Öztürk bu ülkenin demokratik devrim kavgasında şehit düştü.

Yiğitlerin sesi bütün Türkiye’yi sardı.

TALİP’İN HESABI SORULACAK!”

Selahattin Koçak yazmıştı dün, TÖB‑DER sayfasında:

Bir sabah günü, bir okul çıkışı,

Bir yiğit insan, bir arslan,

Tam kalbinden vuruldu – yiğit yanına sıkıldı kurşunlar. Sol yanına…

Sol yanımız hep acılarla dolu, yiğit sol yanımız kurşunlara hedef, sol yanımız idam sehpalarının da, sol yanımız zulumde, sol yanımız zindanlarda…

Ancak sol yanımız tükenmedi, ölümle, zulümle, zindanla tükenmediler.

Toprağa düşenlerin beynini yüzbinler aldı.

Sol yanımız insanlık: savaşsız, sömürüsüz, eşit, özgür, adil bir dünyada mutlu yaşasın diye bedel ödemekten geri durmadı.

Talip Öztürk bu bedelin en ağrını ödedi.

Denizler, Mahirler, bütün o yiğit yürekler gibi halkı için ölümü göze alarak en önde yürüdü.

Kısacık yaşamına yüz yıl sığdırdı. Derin izler bıraktı.

Bu topraklardan, öğretmen ocağından, işçi sınıfı saflarından gençlerin örnek alacağı bir Talip Öztürk geçti.

Ardından ağıtlar yakıldı, şiirler yazıldı.

Yaşar Miraç öğretmen Talip’i anlatır dizelerinde:

“Sen kitaplara sızan karanlığı elerdin,

Sen hep aydınlığı, doğru bilgileri verirdin,

Sökmeydin yanlışları körpe bilincimize,

Bizde hep kardeş idin, doğruluğu ve gerçeği göverdin.”

Uğurluyoruz seni biz tüm öğrencilerin.

Abdülkadir Bulut ise TKP’nin sına neferi T.Ö anlatır;

“Uzun geceler ister

Çiçek açmak için tütün

Tuhafdır, kırılkırlen bile diri

Ele vermez toprağını

AYNI SENİN GİBİ”

Talip ÖZTÜRK’LERE çok ihtiyacımız olan bir dönemden geçiyoruz.

Hak, hukuk, adaletin; ekonominin, eğitimin, sağlığın dibe vurduğu, kurumların çöktüğü bir dönem.

Hızla her tarafı saran bir çürüme ve yüzleri gülmeyen, umutsuz milyonlar…

Çok zorlu, ağır bir dönem.

Böyle bir Türkiye’yi ne dedem‑ninem, ne annem‑babam, ne de ben gördüm.

Sanırım bugün yaşadıklarımızın dünya da örneği yok.

Bu kadar da olmaz dediğimiz ama daha beterinin yaşandığı günlerdeyiz.

Artık yazılı yasaların ortadan kalktığı günlerdeyiz.

Akılla, mantıkla, hukukla izah edilemeyen olaylar yaşıyoruz.

Bu sürece nasıl geldik?

Türkiye’nin karanlığı bizim yapmadıklarımızın, göremediklerimizin, görmezden geldiklerimizin, hayır diyemediklerimizin sonucudur.

Bugün geldiğimiz durum gösteriyor ki sınıf savaşı yoksa; iş, ekmek, hürriyet de yok.

Sınıf savaşı yoksa zafer de yok.

Necati Bereket bir toplantıda Kavel direnişlerini, 16 Haziranları, MESS direnişlerini, DGM direnişlerini yerine koyabildik mi, koyamadık; bu karanlığın sebebi bu derdi.

Bütün özet işte bu…

Kemal Türkler’i, Talip Öztürk’leri yerine koyabildik mi?

Ne yazık ki çok yazık ki koyamadık.

Türkler onurlu bir duruşu olan, ağırlığı olan, saygı duyulan; bakanların, başbakanın çekindiği bir işçi önderiydi.

Elektro Metal’in toplu sözleşmesi var. Mess patronu Turgut Özal oradadır.

Kemal Türkler gelir. Sözleşmede bir tıkanıklık yaşanır.

Kemal Türkler kalkar, atın bunu camdan aşağı der ve çıkar gider.

Özal şaşırır eli ayağı titrer.

Geçen yıl kaybettiğimiz Ekrem Kan Demir, Özal’ı sakinleştirir.

Bu bir toplu sözleşme taktiğidir der.

Nerden nerelere geldik!?

Barınma, beslenme, susuzluk, iklim, doğa katliamı, depremler, kentsel dönüşüm; işçilerin, köylülerin, emekçilerin, emeklilerin görülmemiş yoksullaşması yaşanırken; sınıf mücadelesini örgütlemek, hayata geçirmek yerine direniş destanları yazan DİSK; şimdi destan yazdığı yerlerden, işçilerden, geçmişinden kaçıyor.

Bunca sorun yaşanırken DİSK’i Ankara’ya taşımalarında duracak değiliz.

Geçen ay kaybettiğimiz Adnan Oruç’u anmadan geçemem.

Onlar kaybettikçe birer birer eksiliyoruz.

Geçen yıllarda burada olan yoldaşlarımız bugün yoklar.

Onları kaybettik. Hepsini şanlı kavga geleneğimizle selamlıyorum.

Dünya yanıyor, ülkem yanıyor.

Bir avuç emperyalist gücün ve işbirlikçilerinin çıkarları uğruna.

Bu yangın söner, mutlak söner.

Talip Öztürk’ün deyişiyle örgütlü güç olmalı: doğru ideoloji, doğru politik duruş, sağlam, donanımlı kadrolar ve sınıf savaşı.

Talip Öztürk buna inanıyordu.

Çok iyi bir örgütçüydü.

Bu kadar tanınması, sevilmesi, güvenilir olması, 46 yıl sonra hâlâ yaşaması ve savaşıyor olması, insanların adını duyunca içlerinin titremesi, onu özel yapan bu duruşudur.

Kadroya çok önem verirdi.

Mücadelenin iyi yetişmiş kadrolarla başarılı olacağına inanıyordu.

Hiçbir mücadelede kadro yoksa ilerleyemez görüşü ile kadroların korunması için arkasında dururdu.

Az Loncacı, çok anlatır.

İlhan Eder der ki:

“Söz uçar gider. Her yerde sözü geçer. Herkesin az diğle işitmez. Talip Eder, gözlemler, kalır, kadro devrimidir.”

Bugün teknoloji, sosyal medya mücadele için bir araçtır.

Ancak birincil olan asıl olan Talip gibi omza dokunmak, gözünün içine bakmak, sarmak, inanmışlığı, kararlılığı, samimiyeti göstermek, cesareti, bilgiyi aktarmaktır.

Talip böyle biriydi.

Yaşar Yüksel bir tayin olayını anlattı.

Tayini Diyarbakır’a çıkan öğretmenin biletini, eşyalarını hazırlar, arkadaşlar orda ev kiralamışlar, parası ödenmiş.

Gönderecekler.

Talip abi gelmiş. Diyarbakır’a gitmiyorsun, Ortaköy Eğitim Enstitüsüne gidiyorsun.

Abi ben yeniyim daha, tecrübeliler gitsin diyecek olmuş.

Kimse gitmiyor, sen gideceksin.

O günler Ortaköy faşistlerin kalesi, her gün 20 kişi öldürülüyor.

Aynı gün Ankara’ya telefon ediliyor, tayin iptal ediliyor.

Ertesi gün kararnamə geliyor.

Yaşar Ortaköy’de müdür yardımcısı olarak göreve başlıyor.

Talip böyle ağırlığı olan, sözü dinlenen, örgütlü, kararlı, cesur, insiyatif doğrultulan, sorun çözen biri.

Kadroları takip eder, zaman zaman Ortaköy’e gider.

Yaşar’a bu çocukları grup grup aşağıdaki salonda topla.

Bir öğretmen nasıl olunur, nasıl çalışılmalı tek tek anlat onlara, birlikleri okullarda örnek olsunlardır.

Bizlere okullarda her yönünüzle en iyi olmak zorundasınız derdi.

Devrimci disiplinli olun, bunu unutmayın derdi.

O kadar çok hikayeler dinledik ki… Talip ÖZTÜRKLER eğitimin kayıplarıdır, Türkiye’nin kayıplarıdır.

TALİP ÖZTÜRK

Dün olduğu gibi yaşıyor ve savaşıyor,en önde yürüyen işçi sınıfının öncülüğünde sesleniyordur.

DİSK’e sesleniyor.

İşçi sınıfından kaçmak sınıfa ihanettir.

Tarih, işçiler sizi asla affetmez.

Öğretmenlere, eğitim sendikalarına sesleniyor:

Ayağa kalkın, yüksek sesle haykırın, hayır deyin.

Çocukların sömürü çarkına sokulmasına izin vermeyin.

Eğitimi bu çıkmazdan çıkarın.

Demokratik laik, bilimsel eğitimi geri getirin.

Veli‑Der’in gerisine düşmeyin.

Kürt emekçilerine sesleniyor:

Hak, özgürlükler birlikte, omuz omuza olursak alınır.

Bize kurşun sıkanlar emekçi düşmanlarıdır.

Halklara özgürlük tanımazlar.

Saraçhane’de gençlere sesleniyor:

Sevginizi yüreğime gömdüm giderken.

Umudumu boşa çıkarmadınız.

Yürüyün gençler, faşizmin üstüne.

Çeteler sarmış her yanı.

Dün gibi sahip çıkın sokaklara, mahallelere.

Kentsel dönüşüm sorunlarına sahip çıkın.

Tarlaları, fabrikaları, okulları, köyleri, meydanları boş bırakmayın.

Kocaeli’de yanan kadınların, çocuk işçilerin yanında, acısında Talip Öztürk vardır.

Gürcistan’daki uçak kazasında ölen gençlerin çocuklarına sarlılan Talip Öztürk’tür.

TALİP ÖZTÜRK DÜN Gİбі ÇÖZÜMÜ DE GÖSTERİYOR.

İşçi sınıfımız öncülüğünde eylem ve cephe birliği.

Faşizme karşı duracak tek güç budur.

Kurtulmak yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!

RAHAT UYU TALİP ÖZTÜRK

Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız.

Bu böyle gidecek demek değil bu işler.

Biz şimdi yangına geliyoruz ve çoğalıyoruz.

Bir ağızdan tutturdığımız gün

Hürlüğün havasını işte o gün onları

TANRILAR BİLE KURTARAMAZ!

İlkay Özalp – 16 Kasım 2025 – 46. Yıl Anması


Yorumlar

Şuna bir yanıt: “🔷 🎤2025 Anma Konuşması – 46. Yıl (İlkay Özal)”

  1. […] ➜ Konuşmanın tamamını okumak için tıklayın […]

    Beğen

Yorum bırakın