Üretim Kimin İçin Yapılacak?
Akın Öztürk – 21 Ağustos 2026
Bugün dünyanın birçok ülkesinde mağazaların rafları dolu. Fabrikalar durmadan üretiyor. Tarımda yeni teknolojiler kullanılıyor. Yapay zeka üretimi daha hızlı ve verimli hale getiriyor.
Ama bütün bunlara rağmen milyonlarca insan en temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor.
Bir tarafta hiç olmadığı kadar büyük bir üretim gücü var, diğer tarafta geçinemeyen, barınamayan, yeterli sağlık hizmetine ulaşamayan milyonlarca insan.
İnsan ister istemez soruyor:
Bu kadar çok şey üretebiliyorsak, neden hala bu kadar büyük bir yoksulluk var?
Sorun aslında yeterince üretemememiz değil.
Sorun, üretimin ne için ve kimin için yapıldığıdır.
Kapitalist sistemde üretimin temel amacı insanların ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Bir malın ya da hizmetin üretilmesi için ihtiyaç duyulması yetmez. Aynı zamanda kar getirmesi gerekir.
Bir ürün toplum için ne kadar gerekli olursa olsun, yeterince kar getirmiyorsa sermaye o alana yönelmez.
Buna karşılık toplum açısından çok da gerekli olmayan bir ürün, yüksek kar sağlıyorsa büyük yatırımların konusu olabilir.
Kapitalizmin temel çelişkilerinden biri tam da burada ortaya çıkıyor.
Bir tarafta karşılanmayı bekleyen toplumsal ihtiyaçlar, diğer tarafta kar getirmediği için kullanılmayan ya da başka alanlara yönlendirilen devasa bir üretim kapasitesi…
Açlık bunun en çarpıcı örneklerinden biri.
Bugün dünyada açlık yaşanmasının nedeni insanlığın yeterince gıda üretememesi değil. Barınma sorununda da durum farklı değil.
Sağlıkta, eğitimde, enerjide de benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz.
İnsanlık aslında bu sorunların önemli bir bölümünü çözebilecek bilgiye, teknolojiye ve üretim kapasitesine sahip.
Ama bu büyük güç toplumun ortak ihtiyaçlarına göre değil, büyük ölçüde sermayenin kar beklentilerine göre yönlendiriliyor.
Yapay zeka meselesine de buradan bakmak gerekiyor.
Aynı teknoloji bir hastalığın erken teşhisinde kullanılabiliyor, yeni ilaçların geliştirilmesini hızlandırabiliyor. Ama aynı teknoloji bir depo işçisinin her hareketini izlemek, çalışma temposunu artırmak ve daha az insanla daha fazla üretim yapmak için de kullanılabiliyor.
O halde mesele yalnızca teknoloji değildir.
Asıl mesele, teknolojinin kimin elinde olduğu ve hangi amaçla kullanıldığıdır.
Buradan başka bir dünya tartışmasının belki de en önemli sorularından birine geliyoruz:
Üretimin amacı ne olmalı?
Bence cevap çok karmaşık değil.
Ekonominin merkezinde kar değil, insan olmalı.
Bir ekonominin başarısını birkaç şirketin ne kadar büyüdüğüyle, borsaların ne kadar yükseldiğiyle ya da milyarderlerin servetlerine ne kadar servet kattığıyla ölçmek yerine başka sorular sormalıyız.
İnsanlar iyi beslenebiliyor mu?
Başlarını sokabilecekleri bir evleri var mı?
Sağlık hizmetine ulaşabiliyorlar mı?
Çocuklar iyi eğitim alabiliyor mu?
İnsanlar bütün hayatlarını çalışarak tüketmeden yaşayabiliyor mu?
Teknolojik gelişme çalışma sürelerini kısaltıyor mu, yoksa insanları daha yoğun çalışmaya mı zorluyor?
Bence bir toplumun gerçek zenginliğini biraz da bu soruların cevaplarında aramak gerekiyor.
Çünkü insanlığın bugün ulaştığı bilgi ve teknoloji düzeyi bize önemli bir imkan sunuyor.
Daha az çalışarak daha fazla üretebiliriz.
Açlığı büyük ölçüde ortadan kaldırabiliriz.
Eğitim ve sağlık hizmetlerini herkes için ulaşılabilir hale getirebiliriz.
İnsanların kendilerine, ailelerine, kültüre, sanata, bilime ve toplumsal yaşama daha fazla zaman ayırabilecekleri bir hayat kurabiliriz.
Bunlar artık yalnızca güzel hayaller değil. İnsanlığın üretici güçleri bunu mümkün kılabilecek bir düzeye ulaştı.
Ama önümüzde hala aynı soru duruyor:
Bu imkanlar kimin yararına kullanılacak?
Bir avuç insanın daha fazla servet biriktirmesi için mi?
Yoksa toplumun tamamının daha iyi yaşayabilmesi için mi?
Başka bir dünya yalnızca daha fazla üretmekle kurulmayacak.
Asıl mesele, ürettiklerimiz üzerinde toplumun söz sahibi olabilmesidir.
Ne üretileceğine…
Nasıl üretileceğine…
Doğaya ne pahasına üretileceğine…
Teknolojinin nasıl kullanılacağına…
Ve en önemlisi, kimin için üretileceğine birlikte karar verebilmek.
Belki de başka bir dünya tartışmasına tam buradan başlamak gerekiyor.
Ama burada önümüze bir soru daha çıkıyor:
Üretimin amacını değiştirmek istiyorsak, üretim araçlarının mülkiyetini tartışmadan bunu gerçekten yapabilir miyiz?
Bir sonraki yazıda bu sorunun peşinden gideceğiz.
Yorum bırakın